Perşembe, Şubat 02, 2012

بعد يوم قار قريب من الامتحان

     
      İstanbul'da İsam kütüphanesindeyim. Oldukça soğuk bir günden sonra bu sıcak mekana yine gelebildiğim için mutluyum. Ama üzerimde olan görevleri düşününce bu mutluluğum biraz sekteye uğramıyor değil. İstanbul bir kaç senedir göremediği soğuğu yaşıyor ve biz Türkiye'nin dört bir tarafından gelmiş ve Ürdünlü Üstad Muhammed Zeydan ile Arapça öğrenme adına adımlar atmaya çalışan öğrenciler herkesin Şubat tatilini bitirmek üzere olduğu bu zamanda vereceğimiz sınavlar düşüncesiyle üzerimizi kat kat giyinip ısınmaya çalışarak zamanımızı tamamlıyoruz. Tamamladığımız zaman bize bazen kurtulmak gibi gelse de aslında ömrümüzden giden günleri düşünemiyoruz. Ne  zaman hayal lafı geçse aklıma gelecek günler geliyor ama yaşadığım ana dair bir şeyler düşünemiyorum ya da geçmişi yad edemiyorum. Bu bence büyük bir sorun ama üstesinden geleceğim ya da unutacağım günlerin geleceğini düşünüyorum. Bugün her zaman büyük çaba harcadığımız Türkçe-Arapça kelime karşılaştırmasıyla alakalı düşünürken bazen zarfının Arapça kökenli olması geldi aklıma , sadece kısaltmak suretiyle kullandığımızı düşünüyorum ve şu an başkasıyla görüşmediğim , fikrimi paylaşmadığım için kaç kişinin bunun farkında olduğunu bilmiyorum. Bazen ==> بعض الآن    أو   بعض الأوان
   Bugün son derste Zeydan hocanın birkaç sene önce bir radyo programında yaptığı sunumdan dinledik. Çok güzel bir deneyim olduğunu düşünürken acaba bana böyle bir teklif gelseydi ne olurdu diye düşündüm, her seferinde dini bir sebep bulduğumuzdan aslında sebep hazır ama bu konuların belki iç rahatlığı dediğimiz vicdanla alakalı olması işi daha çok zora sokuyor ve sanırım دع ما يريبك إلى ما لا يريبك.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder